Sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Ferhat Bayar, cenaze teslimi esnasında valilik ve il milli eğitim müdürlüğünden kimsenin olması sebebiyle şu ifadelere yer verdi;

ÖĞRETMENE VERİLEN DEĞER!

Birçoğunuzun medyadan öğrendiği üzere Genç ilçemizde M. Selçuk TULGAR (34) öğretmenimiz, 29 Aralık'ta kalp krizi geçirerek vefat etti. Bu kayıp, benim için ciddi manada sarsıcı bir durum. Ancak beni daha çok üzen başka bir durumdan bahsetmek istiyorum.

Hocamızın annesi yurtdışında yaşadığı ve cenazesini kendisi teslim almak istediği için yaklaşık 2 gündür cenaze morgda bekliyordu. Genç İlçe Müdürü, okul müdürü ve görev yaptığı okuldan öğretmen arkadaşları aileyle irtibat halindeydiler ve aile gelmeden hazırlıklar tamamlanmıştı.

Dün gece annesiyle görüştüğümüzde; sabah Bingöl'de olacağını ve cenazeyi alıp hızlıca Mersin'e defin için döneceklerini söyleyince, daha önce birlikte çalışan arkadaşlarıyla birlikte Solhan'dan bizler de aileye eşlik etmek için Bingöl Devlet Hastanesi'nde onlara katıldık.

1-1,5 saatlik ön hazırlıklar sonrası araç ayarlama, helalleşmeler, başsağlığı vs cenazeyi aileye teslim edip Mersin'e uğurladık hocamızı. Mekânı cennet olsun. 😔

Lakin bugün bir kez daha gördük ki, sahipsizlik en büyük yaramızmış. Neden mi? @bingolmem @bingolvaliligi

Gencecik bir öğretmen olarak ailenden km'lerce uzakta devlete memur olup, henüz hayatının baharındayken görevini yaparken bir sebeple yaşamın sona eriyor. 2 güne yakın ailen bekleniyor, cenazenin teslimi için. Annesi dünyanın bir ucundan gelmiş; oğlunu, canını teslim almaya.

Kendisine eşlik etmeye, aileye taziye bildirmeye ve son göreve eşlik etmeye gelen İlçe Müdürü, Okul Müdürü ve 10-15 öğretmen arkadaşı dışında kimse yok.

Bingöl Valiliğinden, Genç Kaymakamlığından ve Bingöl İl Millî Eğitim Müdürlüğünden bir Allah'ın kulu yok. Bir kişi dahi yok!

Vali gelemedi yardımcısı var, olmadı herhangi biri, Kaymakam gelemedi, özel kalemi ya da herhangi bir memuru, İl Millî Eğitim Müdürü gelemedi Müdür Yard., Şube Müdürü veya ne bileyim herhangi bir personeli veya şoförü gel-me-liy-di. Olmalıydı, sahipsiz bırakılmamalıydı.

Ülkenin bir ucundan kalkıp görev için daha önce hiç bilmediğin ve belki adını bile duymadığın bir diyara; geçmişini, aileni ve sevenlerini arkanda bırakarak; ülken için, aydınlık yarınlar için sürekli güzellemeler yapılan ve kutsallık atfedilen bir göreve memur ediliyorsun.

Gittiğin yerde iyi veya kötü bir yaşam inşa edip, verilen görevi yapmak için var gücünle çalışıyorsun ama gel gör ki bir sebeple yaşamın sona erince, hayattayken görmediğin değeri ölürken de göremiyorsun ya...

Çok acı... Yaşarken ölmüşüz de haberimiz yokmuş.