Bakan Yusuf Tekin’e sosyal medyadan ve sendikalardan tepkiler gelmişti. Meclis’te de bu sözleri muhalefet tarafından sert çıkışa neden oldu. Cumhuriyet tarihinde cemaatler ve tarikatlar nedeniyle ülkenin başına gelenlerden hiç ders çıkarılmadı mı? Gibi sorularla Bakan Tekin hedef gösterildi. Hatta bazı toplumlar tarafından istifası istendi. Ancak Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin açıklamalarına açıklık getirerek  protokolleri daha net açıkladı ve STK’ler ile protokol yapıldığını ve bu Sivil Toplum Kuruluşu olarak kabul edilen dernek ve vakıflarla anlaşmalar yapıldığını, bunlarla da ortak çalışmalar yapıldığı için gurur duyduğunu anlattı. İşte o açıklamalar…

Bir Cemaatle ya da Tarikatla Protokol İmzalamamız Hukuken Mümkün Değil

Bakan Tekin, TBMM’de bütçe görüşmeleri sırasındaki konuşması üzerine çıkan tartışmalarla ilgili soruyu yanıtladı.

Bu konuyla ilgili ilk defa açıklama yapmak istediğini dile getiren Tekin, şunları aktardı: “Bir kere hukuk devletinde yaşıyoruz. Biz Millî Eğitim Bakanlığı olarak kiminle protokol yapabiliriz? Benim protokol yapmam için karşımda ya bir gerçek kişi olacak ya da bir hukuki tüzel kişilik olacak. Gerçek kişiden kastım, mesela Çorum’un Alaca ilçesinde bir hayırseverimiz cuma günü geldi, ’18 yaşında kızımı kaybettim, onun adına bir okul yapmak istiyorum.’ dedi. Bu bir gerçek kişidir ve protokol yaparım. İkincisi, hukuki bir tüzel kişilik. Bu bir kamu kurumu veya bir sivil toplum örgütü olabilir. Bunların dışında bir kişiyle herhangi bir cemaatle ya da tarikatla protokol imzalamamız hukuken mümkün mü? Değil. Öyle bir hukuki tüzel kişilik yok.”

Hukukta, dernek ve vakıf olmak üzere iki yapının sivil toplum kuruluşu (STK) olarak kabul edildiğine dikkati çeken Tekin, “Dolayısıyla ben diyorum ki siz bunlara ‘cemaat ya da tarikat’ diyorsunuz, kodluyorsunuz, biz öyle bir şey yapmıyoruz, biz STK’lerle protokol yapıyoruz.” dedi.

STK’lerle ilgili her yıl rutin denetimlerin yapıldığını, hukuka aykırı durumlarda gerekli yaptırımların uygulandığını belirten Tekin, hukuken geçerli tüzel kişiliği olan bir yapının bir siyasi parti tarafından “iyi” ya da “kötü”, “devlete zararlı” ya da “faydalı” kategorisine konulmasından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.

Tekin, üniversite öğrencilik yıllarında sivil toplum aktivisti olarak çalıştığını, sonrasında sivil toplumun içinde bulunduğunu, hâlâ çeşitli sivil toplum örgütlerinde bulunmaktan gurur duyduğunu anlattı.

“Böyle bir hakkınız yok”

Bakanlığın protokol yaptığı STK’lerle ilgili değerlendirmelerde bulunan Tekin, bu protokolleri yapmaktan bir rahatsızlığının bulunmadığını söyledi.

Millî Eğitim Bakanı Tekin, sözlerine şöyle devam etti: “Pozitif hukuka göre dernek ya da vakıf olarak tanımlanmış bir yapıyı cemaat ya da tarikat olarak tanımlama yetkisini nereden buluyorsunuz? Böyle bir hakkınız yok. Bunlar pozitif hukuka göre kurulmuş STK’ler. Bu STK’lerle yaptığımız protokoller, biz burada dominant olan, egemen olan taraf Bakanlık olarak biziz. STK’lerle yaptığımız protokollerin tamamı gönüllülük esasına dayanır. Yani hiç kimseyi zorlayarak bir STK ile protokol yapmayız. STK’lerin faaliyetlerini duyururuz, gönüllü olan öğrencimiz ya da öğretmenimiz katılır. Gönüllü olmayanları zorlayacak bir şey protokolde asla olmaz. Bu mutlaka yazılıdır.”

Bu protokollerde Anayasa ve Millî Eğitim Temel Kanunu’ndan bütün mevzuata kadar hepsine uygun davranma zorunluluğunun “standart hüküm” olduğunu ifade eden Tekin, ayrıca eğitimin içeriğinin de ilgili genel müdürlüklerin denetiminde olduğunu, onaylardan sonra yapılabildiğini anlattı.

Eğitimi verecek kişilerin Bakanlıkça onaylandığını belirten Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Üstüne basa basa söylüyorum, yalan söylüyorlar, iftira atıyorlar. Bütün protokollerimizin tamamı, Millî Eğitim Bakanlığının bütçesinden bir tek kuruş para ödenerek yapılmış protokol değildir. Yani biz bir STK’nin faaliyetini parasal olarak bütçemizden desteklemeyiz. Şimdi diyor ya ‘4 milyar kaynak aktarmışsınız.’ Yalan söylüyor. Ben Meclis’te de söyledim, ‘Bunun belgesini gösterin.’ diye. Dolayısıyla para ya da bütçe ayırmadan STK’lerin kendi imkânlarıyla yaptıkları protokollerdir, bizden herhangi bir kaynak aktarımı olmaz genel bütçeden.”

Bakan olarak göreve başladıktan sonra bütün konuşmalarında, “Türkiye’deki eğitimle ilgili konular, sadece Millî Eğitim Bakanlığının değil; STK’ler, belediyeler, kamu kurumları, veliler başta olmak üzere herkesin elini taşın altına koyabileceği bir formülle ancak çözülebilir.” dediğini ve herkesi de bu konuda destek olmaya davet ettiğini anlatan Tekin, bu konuda destek olanlara teşekkür etti.

Kamu kaynaklarıyla yapılan okulların değil, hayırseverlerin yaptığı okulların açılışına gittiğini ve teşekkür ettiğini dile getiren Tekin, “Şimdi hâl böyleyken STK’lerle yapılan protokolümüzü eleştirmek, yalan yanlış bilgilerle bu işi bir memleket meselesi hâline dönüştürmenin hiçbir anlamı yok. Ben bu şekilde bizimle iş birliği yapan bütün STK’lere teşekkür ediyorum. Bu STK’lerle de işbirliği yapmaya devam edeceğim.” diye konuştu.